Değişime değişmek ile ayak uydurabilmek…

Değerli Perakende Çağı okurları; geçtiğimiz sayıda yer alan “Değişime değişmek ile ayak uydurabilmek” başlıklı makalemin devamı ile karşınızdayım... Günümüzde kurumlar değil, kurumların zekâları birbirleriyle yarışıyor. Teknik bilimin sürekli gelişmesi, bilgi teknolojileri denilen ürünler, sistemler, hizmetler bir yandan insanlığın öğrenme, bilme gibi merak ihtiyacını giderebilecek sonuçlar/veriler üretirken, bir yandan da, tek başına bir anlamı olmayan bu verilerden bir zekânın üretilmesine çalışılıyor. Ortaya çıkan bu yeni kavrama da iş zekâsı adı verildi. Oluşan verilerden istihbarat üretmek, istihbarattan anlaşılır bilgiler elde etmek, buradan da karar verici zekâları terfi etmek ayrı yetenekler gerektirse de, biz Türkçede bütün bunlara kestirmeden iş zekâsı, iş aklı deyip geçiveriyoruz. Aslında kurumsal zekâ tabiri daha anlamlı duruyor.

Hangi ifadeyi kullanırsak kullanalım, Teknik Tanımıyla İş Zekâsını teknik açıdan açacak olursak;

Farklı yazılımlardan derlenmiş, çeşitli ortamlarda depolanmış, kurum yöneticisi ve çalışanları tarafından üretilmiş verilerin (bilgilerin), kurumda tutulduğu (depolandığı, saklandığı) yerlerden alınıp, özel metotlar kullanılarak kontrol ve dönüştürme işlemlerine tabi tutulmasıdır. Bu verilerin daha sonra belirli bir amaç veya belirli bir konu yönelimli olarak belirli alanlara yerleştirilmesi ve bu bilgiler üzerinde değişik analizler ile farklı algoritmalar uygulanarak kurum için her düzeyde alınacak kararlarda kullanılabilecek değerler üretilmesi sürecidir. Karmaşık gözüken bu teknik tanım, iş zekâsını bir yetenekten ziyade bir süreç olarak görüyor. Yani, bu işleri yaparsan zekân artar denmek isteniyorlar. Bense, iş zekâsını, içine beyin karıştırılmış bir yetenek olarak tanımlamanın daha uygun olacağını düşünüyorum. Yapılan çalışma aslında sırf süreçle sınırlı olmayıp, bilgiyle, bilgi yönetimiyle ilgili sürecin kendisini de oluşturmada söz sahibi olan anlayış ve uygulamaların da kapsama girdiğini düşünüyorum. Süreçlere bağlı olarak akıllıca planlanan ve uygulanan bir iş zekâsı dönüşümü, çevredeki her türlü değişiklikleri algılamak, yapılan işleri anlamak, kararları bilgiye dayalı hale getirmek, işle ilgili stratejik düzeydeki soruları cevaplandırmak, gelecekle ilgili tahminlerde bulunmak gibi amaçlara hizmet edecektir. İş zekâsını güçlendirmeye yönelik düzeneklerin, en temel girdisi olan veriler üzerinde gerektiğinde en derin ayrıntılara inilebilmesi, resmin tamamını görmeye yarayacak tarzda ve kavramayı kolaylaştıracak derecede, verileri bütünleştirebilmeyi mümkün kılması beklentimiz olmalıdır. İş zekâsını arttırma iddiasındaki alet, edevat, yazılım, donanım, teşkilat, çözüm her ne ise, bunların hepsi etkili araçlar. Buna itiraz edenimiz de olmaz diye düşünüyorum. Benim itirazım, umarım sizin de öyledir.  İşletmenizde bunları etkin kullanacak beyinler yoksa ve bu beyinleri beyinler üstü bir bütünlüğe kavuşturamadıysanız, eğitmediyseniz,  kuruluşunuzu, firmanızı çalışanlarınızı, tedarikçilerinizi, satıcılarınızı,  müşterilerinizi bir bütün olarak canlı bir organizmaya dönüştüremediyseniz, boşuna beklemeyin. Ne zekânız gelişir ne de aklınız. Onun için iş zekâsının, alet edevat, sistem, alt yapı, veri ve bilginin kendisi olmadığını bilmemiz gerekiyor. Bir alet olarak bunların bu yönüyle kararların kalitesini ve ihtiyaç duyduğu bilgilerin kalite ve miktarını arttırmaya yönelik “karar destek sistemleri” ile aynı anlama gelmediğini vurgulamak istiyorum.  İş zekâsının, karar destek sistemlerinin, bilişim sistemlerinin ötesinde, bireylerde, iş birimlerinde, örgütlerde, firmalarda, kurum ve kuruluşlarda kazanılan, sahip olunan, geliştirilen, bilgi destekli, amaca dönük, kıvrak ve yerinde tepkiler üretebilme becerisi olduğunu bir kere daha vurgulamak istiyorum. Bu beceri de, sadece alet edevatla kazanılmıyor, beyinleri, ekipleri, eldeki bütün kaynakları duyarlı, algılı ve akıllı tepkilere dönüştürme yönünde kullanmayı gerektiriyor. 

Kurumların iş zekâsının, kurumdaki yöneticilerin iş zekâlarının toplamından başka bir şey olduğunu, bunun bütün çalışanların iş zekâlarına da ihtiyaç duyduğunu, parlak fikirlerin de uygun ortamlarda geliştiğini, uygun olmayan ortamların nice parlak zekâları körelttiğini bilmemiz gerekiyor. Son söz olarak işletmenizde tüm iş süreçleriniz tasarlanmış, analiz edilmiş, testlerden geçirilmiş, çalışanlarınız müşterileriniz ve tedarikçileriniz ile aynı yöne bakabiliyorsanız, katılımcı bir yönetim sistemi oluşturmuşsanız teknoloji işlerinizi daha hızlı ve hatasız yapmanıza daha fazla katkı sağlayacaktır.