GüncelManşet

Perakende Günleri’21 Sektörün ‘Geleceğine’ Odaklanıyor

Perakende Günleri 2021, ikinci gününde de sektörün geleceğine ışık tutmayı sürdürüyor. Perakende Günleri’21’in ikinci gün konuşmacıları arasında TÜRES Başkanı Ramazan Bingöl, AYD Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Altaş, BMD Başkanı Sinan Öncel, Posta Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Coşkundeniz, ZMD Başkanı Serhan Tınastepe ve Sinalog-Girişimci Pascal Coppens yer aldı.

 Perakende sektörünün geleceğine yön veren konu ve konuklarıyla sektörün en önemli buluşması olan Perakende Günleri, 20. yılında da sektörün nabzını tutmaya devam ediyor. Perakende Günleri’nin ikinci günü, TÜRES Başkanı Ramazan Bingöl’ün katıldığı ‘Yeme İçme Sektörünün Bugünü ve Geleceği’ başlıklı oturumla başladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na büyük bir görev düşüyor…

TÜRES Başkanı Ramazan Bingöl şu değerlendirmelerde bulundu: “TÜRES olarak, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere birçok kişiyle iş birliği içerisinde olduk. Pandemide sadece yeme-içme sektörü değil hemen her sektör sıkıntı çekiyor. Buradan deklare etmek istiyorum; restoranlar pazar günleri de açık olmalı. Bu önerimizi hükümete sunduk. İnanıyorum ki pazar günleri de saat 24’e kadar hizmet vereceğiz.”

Bingöl önümüzdeki dönemle ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı’na büyük bir sorumluluk düştüğünü vurgulayarak sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Kültür ve Turizm Bakanlığı’na sesleniyorum; dünyanın en güzel mutfağı bize ait. Ama biz turizmi sadece deniz, otel, kum ve güneşe indirgemişiz. Oysa mutfağımız çok zengin. Restoranlar olarak biz de turizm kapsamındayız. Gelen turistleri biz de ağırlıyoruz. Maalesef biz turizm içinde algılanmıyoruz. Dolayısıyla Türkiye’nin yapacağı en önemli proje bu. Trüf mantarı burada yetişiyor ama kalkıp gidip İtalya’da, Fransa’da 200-300 Euro verip orada yiyoruz. Yurt dışında bu fiyatlarda satılan ürünleri burada 3 Euro’ya, 5 Euro’ya satıyoruz. Bunun dışında çok orijinal peynirlerimiz var. Konya’nın obruk peyniri Fransa’nın rokforundan daha iyi… Restoranlar katma değerli ürün satmalı. Sektörün kurtuluşu da buna bağlı. Anadolu’daki yerli üreticinin desteklenmesi, kültürümüzün dünyada tanınması ve Anadolu halkımız için ekstra iş imkânı açılması açısından bu projeyi çok değerli buluyorum. Bu yıl umudumuzu kaybetmeyelim. Haziran sonunda açılacağız, öyle düşünüyorum. Herkes buna hazır olsun. Yılmak yok, mücadeleye devam edeceğiz.”

Perakende Günleri’21 AYD Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Altaş ve BMD Başkanı Sinan Öncel’in ‘Ne Oldu, Ne Olacak?’ oturumuyla devam etti.

Tünelin ucunda ışık göründü…

AYD Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Altaş: “2000’li yıllardan sonra alışveriş sektörü değişmeye başladı. 2017-2018 yılına kadar 150 milyar dolarlık bir yatırım yapıldı. 13,5 milyon m² kiralanan bir alan var. Perakende sektörü ile bir elmanın yarısı gibiyiz. Onlar varsa biz varız, bunun çok net bir şekilde farkındayız. 2020 mart ayında pandemiyle tanıştık. Henüz kamuda herhangi bir karar alınmamışken, halk sağlığını da düşünerek AVM’lerde kapanma kararı aldık. Bizim ABD ve AB’den önemli bir farkımız var. Biz kimseden kira almadık. Kira almaya kalkanlar da uyarıldı. Bu konunun son derece kıymetli olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum. 1 Haziran’da açıldık ama kamuoyunda AVM’ler pandemi yuvası gibi lanse edildi. Fakat bu son derece yanlış bir algı. Oysa maske, mesafe gibi zorunlulukları ilk olarak AVM’ler getirdi. Açıldıktan sonra maske, mesafe ve hijyen kuralını en iyi uygulayan biz olduk. Çünkü biz kurumsal bir yapı oluşturduk. HES Kodu, Güvenli Alışveriş Merkezi Sertifikası ile Türkiye’de hiç kimsenin AVM’lerde koronavirüs olmadığını söyleyebilirim. Tüketiciyi ve çalışanı değerli gördüğümüz için bu kurallardan ödün vermeden çalışmaya devam ettik. İlk gün 2,2 milyona yakın, şu anda da 3,3 milyona yakın giriş sayıları yakaladık. AVM’lerde kalma süreleri azaldı ama alışveriş alışkanlıkları değişti. Yıl sonunda pandeminin de bitmesiyle daha iyi rakamlara çıkacağız.”

AVM’lerdeki kira konusuyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Altaş sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bir gözünüzü insanlar için verirseniz zaten kördü derler. Hepimizin mülkü var. Kiracınız olabilir. Kiracınız kirayı ödemiyorum deyince ne yaparsınız? Pandemi döneminde 25 milyar TL’lik kira gelirinin 11 milyar TL’sini almadık. Fedakarlığı nasıl paylaşırsınız sorusun en güzel cevabı bu olsa gerek… Tüm dünyayı etkisi altına almış bir sorun var ortada. Bu sorunun yükünü elbette paylaşarak kaldıracağız. Şu anda kaza yapmış bir arabamız var. Canlı çıktık çok şükür ama daha hasara bakacağız. Bizim artık insanları AVM’lere daha fazla nasıl getiririz konusunu tartışmamız gerekiyor.  Bunla ilgili adımlarımızı atıyoruz. Bugün itibarıyla tünelin ucundaki ışığı gördük. Sorunların çözümüne odaklandık ve bu yönde çalışmalarımızı artırdık. Türkiye çok zorda değil. Birlik içerisinde bu ülkenin zorlukları çok kolay bir şekilde aşabileceğini düşünüyorum.”

Perakende sektörü Pandemide ciddi bir yara aldı…

BMD Başkanı Sinan Öncel: “Güzel haberler vermek istiyorum. Ocak – Mayıs ihracatımız artmış. 200 milyar hedefimize çok az kaldı. 12 aylık süreçte bu rakamı aşacağımızı düşünüyorum. Perakende sektörünün çıkışı ihracatta! Zor günler geçiriyoruz. Kira konusu tüm perakendecileri zorluyor. Bu nedenle şu çağrıyı yapmak istiyorum; gelin ciroya göre kira sistemine geçelim. Çünkü belirsiz bir sürece girdik. Turizm gelirleri düşmüş, turist sayısı düşüşte, bunlar bizi olumsuz olarak etkiliyor. Kredi tutarlarında %28,5 artış söz konusu. Kullanılan kredilerin sadece %5’i yeniden yapılandırma kredisi. Bu da demek ki perakende sektörü sürekli kredi kullanıyor. 17 milyar dolar gibi bir rakam var. Sadece perakende sektörünün banka kredisi. Pandemi suresince vadeli olarak aldığımız malların çoğunu satamadık. Bu da en az 34 milyon dolar piyasa kredisi anlamına geliyor. Dolayısıyla perakende sektörünün sırtında 50 milyon dolarlık bir kredi yükü var. Bir markanın marka olabilmesi için geçmesi gereken süre reklam ve algı yatırımıyla 15-20 yıl. Perakende sektörü su anda ciddi bir zarar tsunami riskiyle karşı karşıya. Yurt dışından getirdiğimiz ham madde veya ürünün 1500 USD’den 125.000 USD’ye çıktığını görüyoruz. Döviz kuru da yükselişte. Tüm dünyada ciddi bir kriz yaşanıyor ve maliyetlerimiz sürekli artıyor. Aradaki maliyet farkına perakendeciler olarak biz katlanıyoruz. Tüm dünya ekonomileri için önemli bir risk şu anda. Aldığımız ham maddede 15 günde 1 fiyat artıyor. Perakende sektörünün asıl sorunu tedarik ve dağıtım sorunu. AVM’lerin yatırımlarının da döviz olarak kalması ve dövizin inanılmaz artış göstermesi ciddi bir düzenlemeyi şart kılıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’na döviz kredilerinin de TL’ye çevrilmesi konusunda önlem alın yoksa perakendecilik ciddi yara alacak dedik.”

Konvansiyonel mecraya her zaman ihtiyaç var…

 Posta Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Coşkundeniz ‘Dijital Çağda Medya Dinamikleri’ başlıklı oturumda Son dönemde gazeteciliğin ve gazetelerin öldüğü, artık yeni bir medyanın başladığı söyleniyor. Çok doğru. Ama gazetecilik asla ölmez! Bunun dayanak noktası her zaman, dijital mecralara baksanız da yine konvansiyonel markalarla döndüğünü görürsünüz. Dijital artık çok önemli. Ama unutmayın ki siz herhangi bir sosyal medya mecrasında markanızla ilgili kötü bir iddia yayıldığı zaman işin doğrusunu bir basın açıklamasıyla, yani bizim sayemizde duyurursunuz. Hala daha internete düşmek vardı, gazeteye çıkmak vardır. İnternete düşmek kötü, gazeteye çıkmak iyi gibi algılanır. Hürriyet ve Milliyet gazete markası olarak çıkmıştır. Dijitali çok iyi olsa da o gazeteler çıkmasaydı, bu markalar dijitalde var olamazlardı. Sosyal medyadan haber alabilirsiniz ama iddia ediyorum alacağınız haber gerçek olmayacaktır. Türkiye’de yalan haberin yayılması doğru haberden çok daha hızlıdır.”

Regülasyonları 1,5 yıl önceden haber verebiliyoruz…

 ZMD Başkanı Serhan Tınastepe ‘Bir Gece Ansızın Gelebilirim! Perakende ve E-Ticareti Bekleyen Regülasyonlar ve Sektör Derneklerinin Önemi’ başlıklı konuşmasıyla sektörün geleceğiyle ilgili önemli bilgilendirmelerde bulundu. Tınastepe şu şekilde konuştu: “Son 10 yılda hayatımız çok hızlı değişti. Neredeyse 1000 yıllık değişim hızına eşit. Peki kurallar da bu hızda değişiyor mu? 20 yılda, 10 yılda, 5 yılda değişen trendler artık aylar içinde değişiyor. Kuralları belirleyen devletler pandemi ile daha güçlü bir konuma geldi. Regülasyon değişikliği artık hayati durumda. Yasa değişiklikleri yapılırken hem sektörel ihtiyaçlar hem de dünyadaki ihtiyaçlar göz önüne alınıyor.  Aslında ‘bir gece ansızın yeni bir yasa geldi, bir yönetmelik değişti’ dediğiniz bütün konular 1 yıl önceden itibaren kamunun gündeminde oluyor ve tartışılıyor. ZMD olarak, şu ana kadar yapılan tüm değişikliklerde ve yapılacak değişikliklerde mutlaka yer alıyoruz. Bu kararları henüz çıkmadan sizlerle paylaşıyoruz. Bizim 1,5 yıl evvelden haber verdiğimiz kozmetikte kredi kartı kullanımıyla ilgili kararı birçok mağaza sahibi resmî gazeteden öğrendi. Perakendecilerin ihtiyaçlarını gidermeye ve sorunlarını çözmeye çalışıyoruz.”

Çin, perakende sektöründe 3 yıl dünyanın önünde…

 Çin uzmanı ve Girişimci Pascal Coppens, ‘Qubit Düşünce Yapısı, Pandemi ve Çin’ başlıklı oturumunda ise içinden geçtiğimiz bu dönem sonrası hem Çin’de hem dünyada değişen perakende sektörünü anlattı. Coppens şu değerlendirmelerde bulundu: “Çin 700 milyondan fazla insanı fakirlikten kurtardı.

Gece gündüz bizim için değil, kendileri için çalıştılar ve durumu düzelttiler. Shenzhen ve Shanghai’ya baktığımızda bu şehirler sıfırdan inşa edildi. 40 sene önce neredeyse yoktu bunlar ama dünyanın en güzel şehirlerinden ikisini ve aynı zamanda fırsatlar yarattılar. Çin’in eğitim ve okur yazarlık oranı %97’ye ulaştı. 30 yıl öncesine göre çok geliştiler. Çinlilerin %65’i şehirlerde yaşıyor. %84’ü özel sektörde çalışıyor. Herkesin temel sağlık sigortası var. Bunların hepsi hayatlarının nasıl daha iyiye gittiğini gösteriyor. 2020’nin ilk çeyreğine baktığımızda Çin 3 ayda normale döndü. Çünkü çok organize hareket ediyorlar. Wuhan’da yazın 96 günlük evde kalmayı havuzlara girerek kutladılar. Bu değişime adapte olma becerisi. Diğer bir önemli değişim de perakende sektöründe yaşanıyor. Çin bugün perakende konusunda 3 yıl önümüzde diyebiliriz. Online ve offline dünyayı birleştirip çok başarılı oldular. Mobil ödeme… Örneğin küçük bir kız akıllı saatiyle şeker alabiliyor. Kredi kartı bile kullanılmıyor. Bu bile artık eski normal. Yeni normalde ise yüz tanıma sistemiyle hareket ediyorlar. Bu gelecekte de değil, 2 yıldır yaşanan bir şey. Esas değişim ise süper uygulamalar ile geldi. Bu uygulamalar yoksa Çin’de iş yapamazsınız.  Çin’de her hafta 1 milyardan fazla paket teslimatı yapılıyor. Yani 1 paketi almanız 24 saat sürüyor. Sihir gibi. Ama arkada tam bir kaos var. Robotlar arka planda bu paketlerin yerine ulaşmasını sağlıyor. Bu günümüzün yeni Çin’i.”

Çin’in işsizlik, gayrimenkul ve hareketlilik sorunları olduğunu dile getiren Coppens sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Çin, sorunları insanlarla çözemeyeceğini biliyor. Bu yüzden robotlar odaklandı. Bütün sektörlerini bu şekilde dönüşüme soktular. Özellikle ABD’de ve AB’deki dergiler Çin’in bu ülkeleri ancak 20 yılda yakalayacağını vurguluyorlardı. Ancak bugün 8 yılda yakaladığını ve hatta geçtiğini yazıyorlar. Bunun nedeni de yukarıdan aşağıya doğru bir geçiş olması. Biden 2014’te Çin inovatif bir değişim yapamaz açıklamasında bulunuyor. Bugün ise Çin’le rekabet halindeyiz diyor. Her şey çok hızlı ilerleyecek. Rekabette arkada kalıyoruz. Çin ve diğer ülkeler arayı çok hızlı kapatıyor. Geleceğin ürünlerini geliştirmeliyiz. Çin’de üç şeye yatırım yapılıyor… Altyapı, kullanıcı adaptasyonu ve rekabetçilik. Eğer zengin olmak istiyorsanız önce bir yol inşa etmelisiniz. Çinliler yüzlerce yıldır yol inşa ediyorlar. Geçen yıl 1,4 milyar doları altyapıya yatıracağını açıkladılar. Çin 2020’de 1 milyon 5G istasyonu kurdu. Aynı dönemde ABD 50 bin istasyon kurdu. İnanılmaz bir fark… Geçen yıl satılan 5G telefonların hepsi Çin’de satıldı. Çinli şirketler sürücüsüz arabalar yaptılar. Robot taksiler, sürücüsüz otobüsler yaptılar. Wuhan pandemi sırasında insanların doktorlara ve hastanelere erişebilmesini teknolojik olarak sağladı.  Çin’de tüketiciler, bir ürünü kullanıp internette bunu tanıtıyorlar. Bu artık bir trend değil, sektör oldu. Çinlilere bakacak olursanız 134 milyon influencer var ve sürekli satış yapıyorlar. Bunu izleyip online alışveriş yapan aylık Çinli sayısı 600 milyon kişi… Geçmişte perakendeyi online ve offline olarak ayırıyorduk. Artık öyle bir durum yok. Shenzhen’de bir Burberry mağazasında gezerken sanki telefonunuzda geziyorsunuz.  Artık alışveriş değil, yanında eğlence ve iyi vakit deneyimi yaşatıyorlar.”

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen kapatıp sayfayı yenileyin.